İstanbul
Ataşehir

Yabancı Dil

Günümüzde uluslararası, ticari, kültürel ilişkilerde sahip olunması gereken en önemli özelliklerden biri de İngilizce bilmektir. Yabancı dil öğrenmenin en güzel yollarından birisi de yaparak, yaşayarak öğrenmektir. Erken çocukluk dönemindeki çocukların yaşları göz önünde bulundurulduğunda, henüz bilinçli öğrenme başlamadığı için, çocuklar dili edinirler. Tıpkı anadilleri olan Türkçe’yi etraftaki uyaranlarla, anlatılan masalları dinlemeyle, duydukları sesleri taklit etmeyle edindikleri gibi. Küçük çocuklarda dil edinimi farkına varmadan olduğu için çocuk konuştuğu veya duyduğu dili sorgulama, analiz etme ihtiyacı hissetmez. Bu yaş grubunun asıl amacı iletişim kurmaktır. Sözlü iletişim kurarken etrafındaki büyükleri gerekli yerlerde kendilerini düzeltir ve böylece edinilen dil hem kalıcı hem de doğru üretilir hale gelir.

Dil öğrenmede kritik dönem fikrini ortaya atan Lenneberg’e göre, dil sadece bebeklikten ergenlik dönemine kadar olan dönemde kazanılır. Bu yaştan sonra elbette ikinci bir dil öğrenilir, ancak bebeklikten itibaren o dile maruz kalan çocukların aksanlarıyla, kritik dönemi geçiren ergenler arasında büyük fark olacaktır. Kritik dönemden sonra öğrenilmeye başlanılan dil, bilinçli öğrenme dönemi başladığı için hep sorgulanır, anlamlandırılmaya çalışılır. Kurallar çıkartılmaya çalışır ve aynı matematik, fen gibi derslerde verilen formüllerin dilde de verilmesi beklenir. Ancak yabancı dilde formül verilmesi, çocuğu ezbere dayalı öğrenmeye itmekten başka bir işe yaramaz.

18-66 aylık çocuklara İngilizce eğitimi vermek isteyişimizdeki amaç, onlara yabancı dili öğretmek değil, sadece onları dili öğrenecekleri döneme hazırlamak, farkındalık ve kulak dolgunluğu yaratmak ve dili edindirmektir. Eğer bizler anaokullarımızdan öğrencilerimizi yabancı dili öğrenmeye hazır bir şekilde ilkokula gönderirsek, ilkokulda İngilizce öğretecek meslektaşlarımız da dil öğrenme sürecini hızlandıracak, temeli olan bir yapıyı kolayca yükseltebileceklerdir.

Erken çocukluk dönemindeki çocuklarda, ikinci dil öğrenmenin, anadili de geliştirmekte olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak, bizler okullarımızda yoğun İngilizce programları uygulamaktayız. Programlarımızın temelinde olan “Music and Movement” derslerimizle dil edinimini daha doğal ve eğlenceli hale getirmekteyiz. Yaş gruplarının ilgilerini çekecek temalar İngilizce dersleri için belirlenmiş ve sınıf öğretmenlerinin izlediği, Milli Eğitim Bakanlığı, Talim Terbiye kurulu tarafından ön görülmüş okul öncesi eğitim-öğretim programının belirlemiş olduğu temalara da değinilerek, öğrenmede bütünlük sağlanması hedeflenmiştir.

Hazırladığımız programın öğrencilerimizin gelişimlerine olumlu anlamda katkıda bulunduğunu düşünüyor ve dil edinimi sürecinde siz değerli velilerimizden bizlere destek olmanızı rica ediyoruz. Sizlerden en önemli ricamız çocuklarınız okuldan eve geldiği zaman onlara “Bugün İngilizce’de ne öğrendin?” sorusunu SORMAMANIZDIR. Çünkü bizim amacımız çocuklarımıza İngilizce’yi öğretmek değil farkına varmadan EDİNDİRMEKTİR. Doğal olarak çocuklarımız edindikleri dili yeri ve zamanı geldiğinde sergileyeceklerdir. Her bireyin dile karşı ilgisi, yeteneği ve yatkınlığı farklı olduğu göz önünde bulundurulduğunda üretime geçme aşaması da farklılık sergileyecektir. Kimi öğrenci okuldan gelir gelmez kendi isteğiyle, hiçbir dış uyarana ihtiyaç duymadan İngilizce derslerinde neler yaptıklarını paylaşmak ister, kimisi ise yeri ve zamanı geldiğinde, en önemlisi de kendisine güveni geldiğinde ve kendisini hazır hissettiğinde paylaşıma başlar.

Çocuklarımızın kendi anadilleri olan Türkçe’yi konuşmaya başlama süreçlerini hatırlarsak, ikinci dil olan, etrafta konuşulmayan, sadece okulda duyulan İngilizce’yi konuşmaya başlamalarının sizin beklediğinizden daha uzun bir sürede gerçekleşeceğini daha da iyi anlamış oluruz.

İkinci bir dil edinimi süreci patlamış mısırların patlama süreçlerine benzer. Mısırlar ısıya maruz bırakıldıkları zaman patlamaya başlarlar. Hepsi aynı anda patlayamaz, her birisinin patlama anı farklıdır. Ama sonuç olarak hepsi patlar. Çocuklarımız da aynı patlamış mısır misali dile ne kadar çok maruz bırakılırlarsa o kadar çabuk üretime geçerler ve İngilizce iletişim kurmaya başlarlar.

İngilizce programlarımızı sizlerle her Cuma günü paylaştığımız “Haftalık Öğrenme Takvimleri’nden” ve her ay sonu paylaştığımız “Veli Mektupları’ndan” takip edebilirsiniz.

Uzmanlar, kendi anadilini konuşmasında hiçbir mani olmayan çocukların ikinci dili konuşmada ve anlamada da hiçbir sıkıntı çekmeyeceklerini ancak dili üretime geçme süreçlerinin birbirinden farklılık gösterebileceğini belirtmişlerdir. Dolayısıyla her çocuk İngilizce’yi kendisini hazır hissettiğinde, doğal bir ortam bulduğunda ve mecbur kaldığında mutlaka konuşacaktır. Çocuklarınızın İngilizce edinimi sürecinde, sizlerin yapması gerekenler; olabildiğince İngilizce şarkılar dinletmek, videolar izletmek ve oyunlar oynatmaktır. En önemlisi de sabırlı olmaktır. Dil edinimi yolculuğumuzda bizimle güvenle ve sabırla seyahat ettiğiniz için siz değerli velilerimize teşekkür ederiz.

Yabancı Diller Koordinatörü

Tansel TEKİN